Franz Kafka Sözleri

Franz Kafka, Almanca konuşan Bohemyalı roman ve hikâye yazarı. 20. yüzyıl edebiyatının en önemli figürlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Gönderim  540 Görüntüleme Güncelleme 1 yıl önce
Franz Kafka Sözleri

Franz Kafka Sözleri ve Alıntıları

İşkence görenler bedenlerini küçümsemezler, çarmıha kadar çıkarılmasına izin verirler. Böylece işkenceleriyle aynı fikirde olurlar.


Anne babaların kullandığı iki eğitim yöntemi bencilliğin doğurduğu tiranlık ve köleliktir; bunların her aşamasını kullanırlar.


Sayısız saklanacak yer, tek bir kaçış şansı vardır, fakat kaçış olasılıkları, saklanacak yer kadar fazladır.


Bu kadar fazla günün sonunda ufacık bir yaşam edeceği hiç aklıma gelmezdi.


Kadın, ya da belki de daha doğrusu evlilik, kabullenmek durumunda olduğunuz hayatı temsil eder.


Bir varış noktası var ama ortalıkta yol yok; bizim yol diye kastettiğimiz şey tereddüttür.


İyi, bir bakıma huzursuz edicidir. Yazmak, olağanüstü bir ödüldür.


Bir gösteriş ve rehavet taşkınlığından sonra yapacağın ilk şey temiz bir nefes almak olsun.


Gerçek ve kalıcı bir değere sahip her şey, daima içimizden bize bir hediyedir.


Belli bir noktadan sonra, artık geri dönmek gibi bir seçenek kalmaz. Bu noktaya ulaşılması gerekir.


Gerçek bilginin altında bir perişanlık ve perişanlıktan doğan çocuksu bir mutluluk yatar.


Bazı kitaplar, kişinin kendi kalesindeki bilinmeyen odaların anahtarıdır.


Yazmak, mutlak bir yalnızlıktır; kendi içindeki buz gibi uçurumlara düşmektir.


Hepimizin, olabildiğince çabuk uykuya dalarak kaçmaya çalıştığı bir vicdan azabı vardır.


Her devrim buharlaşır ve ardında sadece yeni bir bürokrasi tortusu bırakır.


Âdem’in Cennetten kovulduktan sonra beslediği ilk evcil hayvan yılandı.


Kitaplar uyuşturucudur.


Özgürüm ve bu yüzden kayboldum.


İlk izlenimlere hiçbir zaman güven olmaz.


Parmaklıklarımı içimde taşıyorum ben.


Hayatın anlamı, bir gün sona erecek olmasıdır.


Bildiklerimi kullanmaktan hoşlanırım.


İnsanlık tarihi, bir gezginin attığı iki adım arasındaki andır.


Korkum benim maddem, belki de en iyi yanımdır.


İnsanlara yakın olmak, kişiyi kendisini gözlemlemeye iter.


Dikkat dağıtan her şey kötüdür.


Tutsak olmak, özgür olmaktan çok daha güvenlidir.


Her dil, kötü bir çeviriden başka bir şey değildir.


Dünya ile arandaki savaşta, dünyanın tarafında ol.


Yazmak, bir çeşit ibadettir.


Kabul görenden değil, doğru olandan başla.


Sadece bizi yaralayan ve bıçaklayan türden kitaplar okumalıyız.


Dar bir çember içinde olmak en saf ve temiz olanıdır.


İnsanların tek hataları sabırsız olmak, yöntem uygulamayı vaktinden önce bırakmak ve bariz bir sorunun etrafını bariz bir şekilde çitle çevirmektir.


İki ihtimal vardır: kendini ebediyen küçültmek ya da ebediyen küçük olmak. İkincisi mükemmellik, yani eylemsizliktir; ilki ise başlangıç, yani eylemdir.


Gençlik mutludur çünkü güzelliği görme kabiliyeti vardır. Güzelliği görme kabiliyetini koruyanlar asla yaşlanmaz.


İncil’deki kuş gibi yollanmış dünyaya insan, hiç yeşillik bulamayınca Nuh’un karanlık gemisine geri dönmüş.


İnsan hiç kimseyi aldatmamalıdır, hatta dünyayı bile aldatıp onu bir zaferden alıkoymamalıdır.


Ortalama bir yaşamın, insanı her türlü başarıya ulaştırmaya yetiyor olması bazen çok şaşırtıcı oluyor.


Bilgiye sahibiz hepimiz. Bilgiye ulaşmak için özel bir gayret içine giren kimse, belgiye karşı savaşmakla şüphelidir.


Dikenli çalı, yol üstündeki büyük bir engeldir. Daha ileri gitmek istiyorsan, yanmasını beklemelisin.


Görevimizin hayatımızla tam olarak orantılı olması gerçeği, hayatımızı sonsuzmuş gibi gösteriyor.


Kapının çarpılma sesi duyulmadı; başından büyük bir felaket geçen evlerde âdet olduğu üzere açık bırakmışlardı kapıyı muhtemelen.


Ruhsal bir dünyadan başka hiçbir şey olmaması gerçeği, umudumuzu elimizden alıp bize kesinliği verir.


Alçak gönüllülük, ahbabıyla en güçlü ilişkiyi kurmasını sağlar kişinin, kişi ne kadar yalnız ve umutsuz olsa da.


Her sözcük, kendilerini kâğıda dökmem için bana teslim olmadan önce, kaçmak için son kez her yolu deniyor.


Üretkenlik, daha önce asla yapamadığınız şeyleri yapabilme yeteneğine kavuşmaktır.


Gözleri bağlı birini, bezin arasından bakması için istediğin kadar cesaretlendir, fayda etmez;  yine hiçbir şey göremeyecektir.


Aşk çelişkilerle dolu bir tiyatro oyunudur.


Sevdiğin her şeyi er ya da geç kaybedeceksin, fakat önünde sonunda sevgi farklı bir şekil almış olarak geri dönecek.


Yazıya dökülen öpücükler yerlerine ulaşmazlar, yolda hayaletler tarafından yutulup giderler.


Acı çekmek bu dünyanın olumlu bir unsurudur, doğrusu bu dünya ile olumluluk arasındaki tek bağlantıdır.


Bütün hayatımı, onu sonlandırma arzusuna karşı koyarak harcadım.


Rahatça yaşamak için değil, rahatça ölmek için insanlardan uzak duruyorum.


Öylece oturuyorum solmuş bir varlık olarak, solmuş ağaçların altında.


Kendime sapladığım bir bıçaksın sen; aşk budur.


Yine de gönderiyorum sana merhabamı, ne olur ki. Gerekirse kapının önünde düşüversin yere, belki daha da güçlenerek kalkar.


Milena, sen başkaydın. Hasta bir adamı sevecek kadar hastaydın!


Sana yazarsam uyuyamıyorum ve bitkin oluyorum. Yazdığımda ise yaşadığım tedirginlik ve korku beni çatlatıyor.


Kıskanmıyorum sanma, hayır kıskanmıyorum, ama ya dünya çok küçük, ya biz çok iriyiz, sığamıyoruz. Hem kıskandığım kim ki!


Bizi sen şikayet ettiğin için cezalandırıyorlar. Eğer şikayet etmeseydin, suçumuzu bilseler de bir şey yapmazlardı bize…


İki saattir kanepede uzanmış yatıyorum ve bu süre boyunca senden başka hiçbir şey düşünmedim…


Senin başkalarına karşı beslediğin kuşku bile, benim kendime yönelik kuşkumdan daha büyük değil, beni sen böyle eğittin.


Bu değerbilmezliğe, dünyanın değerbilmez oluşuna karşı koymak mümkün değildi.


Evlenmek, bir aile kurmak, gelecek tüm çocukları kabullenmek, onları bu güvensiz dünyada yaşatmak ve hatta biraz da yol göstermek, benim inancıma göre bir insanın başarabileceği en yüce şeydir.


“Bu gecede sana mutlu uykular dilerken her şeyimi sana veriyorum bir solukta! Benim mutluluğum sende erimektedir.”


Don Kişot’un talihsizliği hayal gücü değil, Sanço Panza’ydı.


Umudunu yitirme, umudunu yitirmeyeceğin konusunda bile.


Mantık gerçekten de sarsılmaz olabilir ancak, yaşamakta kararlı bir insana direnemez.


Kelimeler, sihirli formüllerdir. Beyinde parmak izleri bırakırlar ve bir göz kırpmasıyla birlikte tarihin ayak izleri haline gelirler. Kişi, bir başkasının söylediği her kelimeye dikkat etmelidir.


Anladığım kadarıyla okul, kişinin bireyselliğini ortadan kaldırmayı amaçlıyor.


Sahip olmayıp ihtiyaç duymaktansa, ihtiyaç duymayıp sahip olmak daha iyidir.


Kişi sadece az yalan söylediğinde olabildiğince az yalan söylemiş olur, yalan söylemek için en az fırsatı yakaladığında değil.


Yazılanlar, deneyimlerin ardından kalan tortulardır sadece.


Nesneleri, aklımızdan def etmek için fotoğraflarız. Kitaplarım, gözlerimi kapatmak için bir araç.


İçinde inanç olduğu sürece, en küçük bir hareket bile kutsaldır.


İnanç giyotin gibidir; onun kadar ağır, onun kadar hafif.


Söylediğin her şey sıkıcı ve anlaşılmaz ancak bu, söylediğin şeyin doğru olduğu anlamına gelmez.


Kıymetli bir insan, kendisinden bir şey istendiğinde onu hemen yerine getirir.


Soruldukları anda kendi kendilerini cevaplamayan sorular, asla cevaplanamazlar.


Rüya, düşüncenin geride kaldığı gerçekliği açığa çıkarır. Yaşamın korkusu, sanatın da dehşetidir bu.


Artık ona ihtiyaç kalmadığı bir zamanda gelecek Mesih, varışından ancak bir gün sonra gelecek, son gün değil, bütün günlerin en sonunda gelecek.


Hiçbir eksiğim yok. Kendime muhtacım yalnızca.


Kıyamet gününü bu şekilde adlandırmamızı mümkün kılan tek şey, bizim zaman kavramımızdır, gerçekte o ebedi bir sıkıyönetim mahkemesidir.


Uyu, uyan, uyu, uyan… Acınası bir yaşam.


Benden daha yükseğe koyabileceğim ve böylece erişemeyeceğim bir şeyi sevebilirim sadece.


Kötüyüm, iyiyim; hangisini tercih edersen.


Uyku, var ola gelmiş en masum, uykusuz bir insan ise yaşayan en suçlu yaratıktır.


Bir tutsağım ben. Dokunmayın zincirlerime.


Hiç olmadığım kadar belirsizim; hayatın gücünü hissedebiliyorum sadece. Ben ise anlamsız bir şekilde boşum.


Biraz daha uyusam da bütün bu saçmalığı unutsam.


Aylaklık bütün kötülüklerin başlangıcı, bütün erdemlerin tacıdır.


Eğer ebediyen var olacaksam, yarın nasıl var olacağım?


Gerçek kuşkusuzluk öğretmene, sürekli bir kuşkusuzluk öğrenciye düşer.


Yol üstündeki her durakta umutsuzluğun farklı bir şekli bekliyor.


Kişi, zirveye çıkmak için mücadele etmelidir, özellikle de en dipten başladıysa.


Cennetten kovulduk, fakat cennet yok olmadı. Cennetten kovulmamız bir bakıma iyi oldu; eğer kovulmamış olsaydık, cennetin yok edilmesi gerekecekti.


Asla eğilip bükülme; ruhun hafiflemesin, makul olmaya çalışma; kendi ruhunu başkalarına göre biçimlendirme. Onun yerine, en yoğun saplantılarının peşinden git amansızca.


Ölüm, sınıfın duvarına asılmış tarihi savaş portresi gibi çıkar karşımıza. Bizim üstümüze düşen de, hâlâ bu dünyadayken, bu portreyi eylemlerimizle gizlemek ya da yok etmektir.


Tepkiniz?

0
ÇOK KOMİK
0
SEVDİM
0
SADE
0
VAY CANINA
0
KOMİK
0
KÖTÜ!
0
BERBAT
0
MÜKEMMEL!
0
KIZDIM