Orhan Pamuk Sözleri

Ferit Orhan Pamuk, Türk yazar. Birçok başka edebiyat ödülünün yanı sıra 2006 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü kazanarak bu ödülü alan en genç kişilerden biri olmuştur.

Gönderim  98 Görüntüleme Güncelleme 3 ay önce
Orhan Pamuk Sözleri

Orhan Pamuk Sözleri

Herkes artık kendisi gibi olsun ve kimsenin de hikâye anlatmasına gerek kalmasın!


Öğrenirsem acımın artmasından korkuyordum, ama hiçbir şey öğrenememek de korkunçtu.


Anlamıyorsunuz! Bakıyorsunuz, ama görmüyorsunuz; düşünüyorsunuz, ama bilmiyorsunuz!


Arkasından koşmak istedim, ama yüreğim öyle hızlı atıyordu ki nefes alamamaktan korktum.


Mutsuzluk gerçek bir intihar nedeni olsaydı Türkiye’deki kadınların yarısı intihar ederdi.


Hikaye dinleme tutkusu hepimizi kandırıyor, düşsel bir dünyaya sürüklüyor bizleri.


Kaderimden kaçayım derken, yanlış bir yolu boşu boşuna yürüyor olabilir miydim?


Onun yokluğuyla geçen yıllarda, kendi kendime mücadele ederek büyümüş ve ”kendim” olmuştum.


Kimse beni öpmemişti öyle, kimse öyle bakmamıştı bana. Şimdi de yapayalnız kalmıştım.


Saatlerimiz batıda olduğu gibi dünyaya yetişmenin değil, Allah’a koşmanın aracılarıdır.


Yoksa yıkım, insanların ve inançların farkına varmadan değişmesi anlamına mı geliyordu?


Midemde öğle yemeği, ensemde güneş, aklımda aşk, ruhumda telaş ve kalbimde de bir sızı vardı.


Birlikte heyecanla kitap okuduğun kızla daha sonra evlenmek, babama göre en büyük mutluluktu.


İşte; konuşma ve arkadaşlık dediğimiz şey. Birbirimize bildiğimiz şeyleri anlatıyoruz ve hoşuma gidiyor.


İnsan güzel bir kadınla evliyse, onunla sabahtan akşama kadar sevişir, başka bir şey yapmaya vakit kalmaz.


Hicret, yalnız evdeki zalimden kaçmak için değil, ruhumuzun derinliklerine ulaşmak için de yapılır.


Yenilgi ve zaferin yalnızca birer kelime olduğunu düşündüm; hangisine inanırsan o gelir seni sonunda bulur.


Bütün hayatı, kendisini bir rüyanın sessizliğine bırakan bir ilgisizlik ve unutuluş halesiyle çevriliydi.


Yalnız olduğum için Allah’a inanamıyorum, Allah’a inanamadığım içinde yalnızlıktan kurtulamıyorum.


Uzun bir süre kimseyle konuşmadım; içime döndüm. Dünya ile arama uzaklık koydum. Dünya güzeldi, içimde güzel olsun istedim.


İnsan bazen hiç tanımadığı ve bir daha da hiç görmeyeceğine emin olduğu birisine bütün hikayesini anlatmak ister ya, her şeyi.


Biz Ademoğulları, vicdanımız ve aklımızla bir şeyin çirkin ve yanlış olduğunu bilmemize rağmen o şeyden çok zevk de alabiliriz.


Hayır, cesaretim değil, halim yokmuş.


Her zaman bir üçüncü yol vardır.


Ölüm, hayattan daha şefkatlidir.


Yalnızlık, bir gurur sorunudur.


Öldü sandığın birinin yaşaması iyi haberdir.


Sarılmasını bilen adam iyi adamdır.


Ne olduğu, insanın nasıl baktığına bağlıydı.


Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.


İnsan mutluyken mutlu olduğunu bilmez.


Yazmak, yaşanmamış hayattan intikam almaktır.


Adil olmayan bir baba evladını kör eder.


Hayal kurmazsan zaman hiç geçmez.


Ben ağacın kendisi değil, manası olmak istiyorum.


İyi bir arkadaşlık için sırdaşlık en iyi başlangıçtır…


İnsanın evi karnının doyduğu, kalbinin olduğu yerdedir.


Cennette, kalbin niyetiyle dilin niyeti birdir.


Resmi görüşü buydu ama şahsi görüşü farklıydı.


İnsanlar artık bir başka oldu, selamı bile esirgiyorlar.


İnsanlara güvenmezsen hayatta hiçbir şey yapamazsın.


Üç büyük tema, tabii ki, ölüm, aşk ve müziktir.


Biraz diken olmazsa, aşk gülünün kokusunu alamazsın.


Doğru olanı yapmak her zaman insanı mutlu etmiyor.


Ben yaşamayı çok seviyorum ve yatıp uyumaktan nefret ediyorum.


Sanki ben ben değildim. Sanki olmam gereken kişi peşimdeydi.


Kuyucu çırağının akılsızı aşağıdakini sakat bırakır; dikkatsizi öldürür.


Tek tek kitap almamın, taş taş bir ev inşa etmeye benzeyen bir yanı vardı.


Bugünün gençleri parayı çalışarak değil, kolaydan kazanmayı seviyorlar.


Küçük parlayışlarla akıp giden bir zaman, direnmeyen su gibi hayat vardı.


Ancak kendimiz olabilmeyi becerebildiğimizde kendimizi sevebileceğiz.


Mutlu olabilmek için her gün bir miktar edebiyatla ilgilenmem gerekiyor.


Birisiyle göz göze gelirsin ve bütün hayatını onunla geçireceğini hissedersin ya…


Çocukluğunda yediği dayakların altında kalıp ezilenler, onlar hep ezik kalırlar.


İçinde tekrarlanan ‘niye geldin?’ sorusu, ‘iyi ki geldin’ biçimini almıştı hemen.


Hiçbir şey, hiçbir şeyin işareti olmadığı gibi, her şey her şeyin işareti de olabilirdi.


Sonu mutlu biten bütün aşk hikayeleri, birkaç cümleden fazlasını hak etmez zaten!


Virgüllerle koşardım, noktalarla duraklar, ünlemlerde şaşardım! Ne kadar şaşırtıcıydı kitaplarda, haritalarda dünya!


Dışarda gece ne kadar da düşmanca ve soğuktu, karanlık sokaklar, ne kadar da acımasız!


Mutluluk, insanın sevdiği kişiye yakın olmasıdır yalnızca. (Ona sahip olmamız gerekmez)


Hayatı severek yaşamasını öğrenirseniz, mutlu olmak için ne yapacağınızı da anlarsınız.


Belki de yıkım, ötekilerin üstünlüğünü görerek onlara benzemeye çalışmak demekti.


Hayat kısa, günler inatlaşarak geçiyor. Artık bizim birlikte bir başka yere gidip mutlu olmamız lazım.


Ne kadar çok severseniz sevin, insanın hiç görmediği bir yüzü yavaş yavaş unutacağını da anladım.


Füsun kolonyayı dökerken, Kemal’i sona saklamıştı. İnsan vedalarda da en sevdiğini en sona saklar.


Bilincimi, bana huzursuzluk veren ve bir türlü de susmayan bir radyoyu kapatır gibi kapatmak isterdim.


“Hafızanın bahçesi çoraklaşmaya başlayınca, insan elde kalan son ağaçların ve güllerin üzerine şefkatle titrer.”


Kitaplarla haşır neşir oldukça hayatın bir kısmını daha kaçırıyor, bunu anladıkça da kaçan hayattan intikam alır gibi kitap alıyordum.


İnsan terk ederken bir sebep gösterir. Bunu söyler. Karşısındakine cevap verme hakkı tanır. Öyle durup dururken gidilmez.


Kedi sevmeyen bir kadın zaten erkeğini mutlu edemez.


Yalan söylememiz, samimi olmadığımız anlamına gelmezdi.


Müzeler gezmek için değil, hissetmek ve yaşamak içindir.


Bir gün sizin de talihiniz gülecek, unutmayın, sizin de mutluluk saatiniz gelecek!


İnsanın kim olduğunun ne önemi var, önemli olan yaptıklarımız ve yapacaklarımızdır.


Sonuçları düşünürsen özgür olamazsın. Özgürlük, tarihi ve ahlakı unutmaktır.


Bendeki eksikliğin bazen yalnız sen değil, bütün dünya olduğunu düşünüyorum.


Burası herkesin unuttuğu bir yerdi ve kar sessizce dünyanın sonuna yağıyordu.


Kimse kimseye güvenmiyor, her an karşısındakinden bir alçaklık bekliyor herkes.


Kendine güvenemeyen bütün zayıf insanlar gibi benden onay beklemeye başlamıştı.


Az oku, ama severek oku, çok ama sıkıntıyla okuyandan daha okumuş gözükürsün.


Bu güveni bir kere içinizde hissederseniz aklınıza ne gelir, içinize ne doğarsa yaparsınız ve yaptıklarınız da doğru çıkar.


Hayatın bir bekleyiş değil de, tat alınabilecek bir şey olabileceğini bu dört yılda öğrendim.


Benim için yazarlığın sırrı, nereden geleceği hiç belli olmayan ilhamda değil, inat ve sabırdadır.


Hiçbir şey hayat kadar şaşırtıcı olamaz. Yazı hariç. Yazı hariç. Evet tabii, tek teselli yazı hariç.


Bir kadınla üç şey yapabilirsin: Ya onu seversin, ya onun için acı çekersin ya da onu yazarsın.


Hiçbir şey yapmadığımız halde suçlanmak ancak rüyalarda yaşayabileceğimiz bir korku çeşididir.


Bize kötü davranan kişiye, aynı şeyi bir daha yapmasın diye bizim de bir ceza vermemiz ve gururumuzu korumamız gerekir.


Günaha gırtlağınıza kadar batmak değil, başkasının günahsız kalabildiğini görmek daha çok acı verir size.


İnsanın kendisi olmasına izin vermezler, insanı bırakmazlar kendisi olsun diye, hiçbir zaman bırakmazlar.


Utanmazlık bulaşıcı olduğu için de bazen bu ülkede boğulacak gibi olurum. Çoğu sizin de utanmaz olmanızı ister.


Her şeyle alay edenler ne gerçekten aşık olabilir ne de gerçekten Allah’a inanabilirler. Çünkü onlar mağrurdur.


”Olgunlaşmışsın” dediği şeyin aslında ruhumda kara bir leke olduğunu bir an fark ettiğini sandım.


Hayatın vereceği huzur ve güzellik ancak hayatından uzakta başka âlemleri düşlerken ortaya çıkıyordu.


Sanki kitaptaki düşünceler, cümleler, denklemler arasında kaybetmek istemediğim bütün geçmişim vardı.


İyi yemeği bilmezler, hayata sarılmayı bilmezler, yalnızca başkalarının acılarına göz yaşı dökerek ölmeyi bilirler.


Sevdiğini belli et. Gizlemek, başkalarına fırsat vermektir.


Sanki içimdeki bir başka ruh beni seyrediyordu, utandım ondan.


Küçük zevklerimle, küçük dertlerimle bu hayat bana yetiyor.


Bir kitap okudum, seni buldum. Ölmek buysa, ben yeniden doğdum.


Özgürlük tutkusuyla heyecanlanan kölelere kırbaçlar söz geçiremez.


Ben bir zamanlar başka biriydim, o başka biri de ben olmak isterdi.


Bir başkasının belleğini ağır ağır edinmekten başka neydi ki okumak?


Aşk boşu boşuna acı çekmenin değil, sana ulaşmanın bir yolu değil mi?


Aradığın şeyi yüreğinle arıyorsun. Oysa aklınla karar vermen gerekir.


Herkes gibi olmak için her şeyi unutup hiçbir şey olmamış gibi yapmalıydım.


Herkesin bildiği gibi evlenebilmek için aşk değil güven daha önemli bir duygudur.


Saf kalmak isteyenin yapacağı bir şey ve kaçacağı bir yer vardır her zaman.


Neden güzel ve duyarlı kadınlar hayatı kaymış kırık erkeklere aşık olurlar?


Kafamda bir tuhaflık var, ne yapsam bu alemde yapayalnız hissediyorum kendimi.


Birlikte karşılıklı iki kişi susarsın da bazen karşılıklı konuşmaktan daha anlamlı olur bu sustukların.


Aslında en iyi aşk, değil tanımak, hiç görmediğin kişiye duyulan aşktır. Körler iyi âşık olurlar mesela.


Kendime inandım. Kendime inandığım için benim irademe ve hayatımın şiirine başkaları da inandı.


Zaten alçakgönüllülük, hayatı kolaylaştıran bir şey olduğu için bizim alemimizde bu kadar makbul bir erdemdir.


İstanbul’un güzel şehir olduğunu, ama insanın burada köle değil, efendi olması gerektiğini düşünürdüm.


Vatandaşlarımızın şahsi görüşleriyle resmi görüşleri arasındaki farkın derinliği, devletimizin gücünün kanıtıdır.


Bana yalan söylemeni isterdim aslında… Çünkü insan ancak kaybetmekten çok korktuğu bir şey için yalan söyler.


Ruhunda bir daralma vardı. Kaçınılmaz bir büyük karanlık dalganın yaklaştığını, kendisini yutacağını hissediyordu.


Talih, kör değil cahildir. Talih… istatistik ve olasılığı bilmeyenlerin tesellisidir.


Sırf onu uzaktan olsun biraz görmek bile, içimi mutluluk ve heyecanla dolduruyordu.


Kuvvetli, kararlı bir babamız olsun, bize neyi yapıp yapmayacağımızı söylesin isteriz.


Bu yalnızlık duygusunun verdiği çaresizlik bir anda beni kitaba daha sıkı sıkıya bağladı.


İçinizde kalbinize nakşeylediğiniz bir sevgilinin yüzü yaşıyorsa eğer, dünya hala sizin evinizdir.


Kar sanki düşmanlıkların, hırsların, öfkelerin üstüne yağarak onları birbirlerine yaklaştırıyordu.


Akıllı bir hayvan olan kedi nankör değildir; yalnızca köpekleri seven yazarlara güvenilmeyeceğini bilir.


Büyük uygarlıkların yıkılışı ve hafızaların çözülüşüyle birlikte ahlaksızlığa ilk kapılanlar çocuklar olurlarmış.


Çok sevdiğimiz bir varlığa, hiçbir karşılık beklemeden en değerli şeyimizi verirsek, işte dünya o zaman güzel olur.


Mutluluk nedir: Bütün bu yokluğu, ezikliği unutabileceğin bir dünya bulmak. Birisini bütün bir dünya gibi tutabilmek.


Sokaklardaki boz ve solgun kıyafetli sessiz ve ezik insanlar gitmiş, yerlerine hareketli ve iddialı kalabalıklar gelmiş.


Öyle ağır geldi ki sözleri, belki duymamış gibi yapmak en iyisidir diye düşündüm ama yapamadım. “Yazıklar olsun!” dedim.


Bugün anladığımı sanıyorum: Hayatı da, tarihi de olduğu gibi görebilmek için beyinlerimizin yapısını değiştirmeliyiz.


Dilinde ve tutumunda sevdiğim ve öğrenmek istediğim bir şey vardı. İnsan, seçtiği hayatı sonradan benimseyecek kadar sevmeli.


Hem her şeyi göreceksin hem de görünmez adam olacaksın. Hem her şeyi işiteceksin hem de hiçbir şeyi işitmemiş gibi yapacaksın.


Bu ülkede yalnız korkaklar ayakta kalır. Ama insan bütün korkaklar gibi bir gün çok kahramanca bir şey yapacağını da hayal eder hep.


“Zaten okumak yazarın harflerle anlattığı şeyleri aklın sessiz sinemasında bir bir resimlendirmekten başka nedir ki?


Daha önceden çirkin, haksız ve kendisini yapayalnız bırakacağı için korkunç gözüken ölüm, şimdi, tıpkı hayat gibi olağan gözüküyordu.


Umutsuzlara sefaletin sorumlusu olan bir suçlu göstermeli ki, onun başının ezilmesiyle cennetin yeryüzüne ineceğine inanabilsinler.


Bir baba ihtiyacı her zaman mı vardır, yoksa, kafamız karıştığı, dünyamız dağıldığı, ruhumuz daraldığı zaman mı isteriz babayı?


Kendini korumak için aklını sürekli çalıştıran benim gibi birinin mantığıyla değil, mantıksızlığıyla anlaşılacak bir şey olmalı aşk.


Bir zamanlar dünyanın güzel bir yer olduğunu düşünürdüm. Çocuktum, aptaldım. Panjurları kapadım, sürgüyü çektim. Dünya orada kalsın.


Tepkiniz?

0
ÇOK KOMİK
0
SEVDİM
0
SADE
0
VAY CANINA
0
KOMİK
0
KÖTÜ!
0
BERBAT
0
MÜKEMMEL!
0
KIZDIM